Halk arasında oldukça yaygın olan bu sözler uzun yıllar tartışılır durur. Beş Belde’yi kapsamasına rağmen daha çok Darendeliler’e takılmak için söylenir. “Olmayasın” sözüne karşılık da, “Olamazsın” sözüyle savunulur. Bazıları da “Üç Belde” der. İster beş, ister üç belde olsun, her ikisinde de Darende yer almaktadır. Bana göre bu söz, Darendeliler için bir gurur kaynağıdır.
Sık sık karşılaştığım bu sözden hiç gocunmam. 1970' li yıllarda, Darende Kültür Derneği Genel Başkanlığım sırasında, nereden geldiğini yıllardır merak etmekte olduğum bu konuyu araştırmış ve Beş Belde Dergisi’nin bir özel sayısında yayınlatmıştım. Zaten, Derginin adını da bu söze dayanarak “Beş Belde” koymuştum.
Şimdi, okuyucularıma bu konuda bilinenleri aktarıyorum.
“Olmayasın ! Beş beldenin birinden ?” sözünün gelişi Bir menkıbeye dayanmaktadır. Çok zaman önceleri, bu belde mensupları, Osmanlı Sarayı’nda oldukça hatırı Sayılır mevkilerde bulunuyorlarmış. Bir gün sarayda çözümü güç bir sorunla karşılaşılır. Padişah kimi çağırdıysa istediği sonucu elde edemez. En sonunda huzura alınan bir kişi, padişahı rahatlatan bir çözüm önerir. Bunun üzerine padişah çok memnun kalır ve karşısındakine sorar; “Olmayasın Beş Belde’nin birinden ? Darende’den, Divriği’den, Arapkir’den, Eğin’den, Gürün’den” Bu, o zamanın, Osmanlıdaki konuşma dilidir ve bir soru şeklidir. Soruna çözüm bulan kişi “ Darendeli’yim hünkarım” diye cevap verir. Bunun üzerine padişah “Dile benden ne dilersen” der. O kişi de: “Sağlığınızı dilerim hünkarım” yanıtını verir. Padişah bu sözler üerine daha da memnun kalır ve ona büyük ihsanlarda bulunur. (Bu menkıbe, Saatli Maarif Takvimi’nin arka sayfasındaki bilgilerden alınmıştır. Asıl kaynağın D.T.C Fakültesi Tarih Bölümü’nde olduğu söyleniyor )
Darendeli büyükler Sivas Kongresi’ne büyük bir içtenlikle katılarak Atatürk’ün yanında yer almış ve her türlü olanaklarını onun emrine vermişlerdir. Kongrenin kapanış duası Darendeli din adamı Hacı Esat Işık tarafından yapılmış ve ““Vatan ve milletin hakimiyeti tehlikede olursa, yeni bir hükumet kurulması ve milletçe buna müzahir olunması dinimiz yönünden caiz olur” diye fetva verilerek büyük bir vatanperverlik ve cesaret örneği gösterilmiştir.
Darende, Kurtuluş Savaşı öncesinde düşman istilasına uğramamış ender yerlerden biridir. Bununla beraber Darendeliler, ülkenin bölünmez bütünlüğünün korunması ve düşmanların vatandan atılması için kendilerine düşen her türlü görevi yerine getirmişlerdir.
Kurtuluş Savaşı sırasında Manisa ve Balıkesir çevresinde büyük kahramanlıklar yaratan “Bulgurcu Mehmet Efe” ile Harf inkilabı yapıldığında Atatürk'ün silah arkadaşlarından Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati Darendelidir. Mondros Mütarekesi’nin yapıldığı tarihten Cumhuriyetin ilanına kadar geçen beş yıl içinde ülkenin bazı önemli merkezlerinde kurulan “Müdafaa-i-Hukuk Cemiyeti” nin bir şubesi de Darende’de açılmıştır. Bu Cemiyet, Darende’de; yurdumuza yapılan yabancı istilasını tel’in için mitingler düzenlemiştir. İlk miting; 1 Şubat 1920 tarihinde, Maraş’ın Fransızlar tarafından işgali üzerine yapılmıştır.
Bu mitingin ardından, Darende’nin Yenice Kasabası’ndan Yeniceli Mehmet Ağa, “Yıldırım Çetesi” adı altında kurduğu üç yüz atlı ve silahlıdan oluşan milis kuvveti ile Maraş’a giderek çarpışmalara katılmıştır. Maraş’ta cereyan eden çarpışmalarda Mehmet Ağa’nın oğlu Nuri Ağa şehit düşmüştür.
Maraş ve güney illerimizden Fransızlar tarafından işgalinden sonra, İstanbul’un İngilizler, İzmir’in Yunanlar ve Antalya’nın da İtalyanlar tarafından işgal edildiğini duyan Darende ahalisi, 20 Mart 1920 tarihinde binlerce kişinin katıldığı büyük bir miting yapmış ve bu miting sonunda alınan kararlar, Darende Müdafaa-i-Hukuk Cemiyeti Reisi Hasan imzası ile Ankara’daki Cemiyet merkezine bir telgrafla bildirilmiştir. Dr.Sadık Özen